ZİYARET


Sitede Şuan 0 Üye,
6 Ziyaretci bulunmaktadır.
Dün Tekil 73
Bugün Tekil 23
Toplam Tekil 50455
Toplam Çoğul 447021
Çevirimci üyeleri görmek için lütfen üye girişi yapınız.
Ünal Çagabey
Sitemizde, Şairimize ait 57 Şiir ve 34 Yazı bulunmaktadır.

"Yalnızlık" isimli eseri paylaşmak istermisiniz?
Åžiiri Listene Ekle

01 Kasım

2008

Yalnızlık

Ünal Çagabey
Ne elem verici şu yalnızlık. Nasıl da zor gelir insana kimsesizlik, biçarelik, yek perişan…

Ne elem verici. Gönlüm yırtılıyor sanki, sanki yerinden çıkıyor lavlarım. Ne kadar da zor sessizlik, hayalindeki ölmüş seslerle konuşmak.. kimse bilmez çekmeyenden başka, kimse görmez görmeyenden başka, kimse anlamaz anlamayandan başka…

Üzerime yürüyor duvarlar, perdeler sanki yek vücut birer hayalet, kapılar ruhumun hazan bahçesine açılan geçitler ve ışıklar ah o ışıklar… ruhumu okşuyorlar gecenin karanlığında, bana yol gösteriyorlar,beni yalnız bırakmıyorlar..
Ah o ışıklar geceleri ruhuma güneş saçıyorlar. Kuytu bir köşeden loşluğunu gönderiyorlar, yalnızlığıma bir gölge yapıp bana arkadaş buluyorlar, duvarlarıma renk veriyorlar, pencerelerime can katıyorlar, beni bana yoldaş yapıyorlar…

Ne de gariptir yalnız olanlar, ne de hüzünlüdür kimsesiz, nasılda fakirdir sahipsizler. Gecenin sessizliğinde arkadaş bulursunuz mecburiyetten. Yıldızlarla sohbet edersiniz, toprakla şarkı söylersiniz, ağaçlarla ruhu yırtıp geçen bir ninni mırıldanırsınız.

Gecenin karanlığında çıkıp dolaşırsınız habersiz, sualsiz. Kimseye görünmeden, kimseyi görmeden öylece dolaşıverirsiniz. Eve geldiğinizde sizi bir kişi bekliyor olacaktır dışarıda sizinle olan ve sizden önce gelmiştir. Kimse bilmez nerede yaşadığını. Her an her yerdedir, her yerde her an mevcut bir bahis olabilir.

İşte beni bekliyor ayrılığımın gölgesi, beni seyrediyor uzaktan, bana el sallıyor. Yalnızlık kentine döndüğün vakit oda ordadır. Seni her yerde bekliyordur. Salona adım atarsın seni karşılar bütün haşmetiyle, odaya girersin merhaba sevgilimin sevgilisi der, mutfağa girersin yaptığın yemeğin içinde çıkar. Tadına bulaşır, kokusuna yeni bir hayat verir, yemeğe renginden can katar. Bırakmaz onsuz bir şey olsun, bırakmaz kimse onsuz bir yere gitsin. O her yerdedir. Elini tarihin bütün sayfalarında gezdirir. Ne Homeros ondan kurtulmuştur ne de İskender.
Sabahın seherinde seni uyandırır, seni heba eder. Gözüne önce bir korku bir acizlik yerleştirir ve hülyalar alemine en güzel gemisiyle davet eder. Hani dersin bir kıyı şehrindeyim ve cennetteyim. Ama aslında kimsen yoktur. Sana afyon vermiştir afyon diyarından. Kimsenin haberi olmamıştır, kimseye ses etmemiştir, hiç kimseye bir şey dememiştir.
Ah o yalnızlık nicedir. Patlarda insan gene de bir şey yapamaz. Kitaplarda arar kendini. Önce kapağında belki bulurum diye, sonra sayfalarının arasında ama gene de bulamaz, gene de gideremez susuzluğunu birazcık. Bedenin mezara girmesi gibi ruh girer o an mezara. Anıttan bir kabir yapılır dört direk üzerine. Her bir direk mermerdendir, sütunları aynı zeus’un tapınak sütunları.
Oturursun merdivenlerine bir gece vakti. Kimse yoktur karanlığın gözlerinden başka. İşte o vakit ayrılığın yalnızlıkla evlendiği vakittir. Bir gece vakti öylece dikelirsin bir kaldırım taşının önünde, çok yalnız olduğunu hissedersin, fukara, biçare olduğunu. Yıldızlar bile beraber parıldadığındandır bu aydınlık. Tek başına kim güneşe bir ışık hediye etmiş. Kim tek başına dünyayı kaldırmış söylesene.

Talan edilmiş yurdum, biçare fukara düşmüş, delinmiş gemi gibi her yerinden su almaya başlamış, çökmeye,diz üstü düşmeye başlamış ve bilir misin bu nedendir. Fukaralığından, yalnızlığından, çaresizliğinden…
Aslında tek başınıza doğmadınız mı, anneniz sizi tek başına emzirmedi mi. Hayatın sütlü memelerinden size yalnızlığın sütünü içirmedi mi? Hiç sevmediniz mi? Sevgiliniz sizi bir gün yüz üstü bırakıp gitmedi mi? Size yalnızlık türküsü söyletmedi mi?

Size ruhunuzda derin sızılar bırakan kaç keder oldu, kaç gidiş? Kaç tane ölüm sizi bıraktı yalnızlığın kör kuyusuna? Kaç tabutun arkasından yalnızlığa küfrettiniz? Ve kaç ‘zira’ deyişiniz oldu.

Yalnızlığım annemin memelerinden bana miras, sevgilimin dudaklarından, tabutun içindeki adamdan, okyanusun ardındaki silahşörden, okyanusun içindeki adadan miras.
Kim yarattı bu yalnızlığı, ona kim can verdi acaba. Niye cansız,niye bu kadar sevgisiz hayat. Heyhat gönlümün bir parçası yok oldu. Yokluklar aleminde her şey son buldu. Yardım eden yok mu, yardıma kim koşacak.
Bilirim bir şey yapmadığımı,bilirimde ses edemem. Her yer sessiz, kimseden bir ses yok. Kolaylığını seçmemiştim ben şiirin. Kolayına kaçmamıştım hiçbir zaman. Yaşanılasını seçmiştim sadece, beraberce aynı coğrafyada birbirimize sırt vererek. Zordur gurbet bilirim, insanın memleketinde gurbetlik yaşaması zordur. Bilirim ama bir şey yapamam, gelmez elimden bir şey. Yetişmez elim başka coğrafyalara, izin vermezler,bırakmazlar, zor kullanırlar.
Bizi bizden gayrısına yar etmezler, kendimize kefen biçmemize izin vermezler,beraberce sırt sırta savaştırmazlar. Bilirim, bilirimde bir şey diyemem. Beraberlik olsun hayatın ama zor,çetin kışlar geçsin ömürden, atlanır, atlatılır her zaman.
Ayrılık oldu mu cihana güneş doğsa da fark etmez bir şey. Bir yana bakarsın hep orası kardır, borandır, tipi…
Kimse görmez,görmeye çalışmaz, görmesi gerekenler bile. Zordur bilirim hayat ama beraberce güzel olur, sevgililer beraber can bulur. Ben bilirim ama söyleyemem, ömrüm yetmez, kimse izin vermez.
Zorluğu isterim ben içinde sen olan. Beraberce yaşamak, can vermek beraberce. İşte asıl güzellik buradadır, buradadır güzel olan meyve. Ben derdimi söylerim ama kimse beni dinlemez, bana kulak vermez kimse. Yollarım hep toprak, her yer gene bana çıkar, yalnız akşamlarıma,kirli duvarlarıma, durmuş zamanıma…
Yavaş yavaş delirdiğimi görürüm, biçare kaldığımı, içinde kimsenin olmadığı bir hayatta öldüğümü,öldürüldüğümü. Yavaş yavaş deliriyorum galiba ama kimseden ses çıkmıyor, ses vermiyor kimse. Galiba onlarla olmak onların yanında delirmek güzel olacak ama yaşam o kadar sürmeyecek sanırım.
Ruhumun yalnızlıkta boğulduğunu hissediyorum, öldüğünü, kimsesiz, perişan bir vaziyette ortada kaldığını.
Hesapları olmuyor benimle hiçbir zaman, cevap vermiyorlar bana, beni bana bırakıp gidiyorlar, beni yalnız koyuyorlar.
Yok mu kimse orada? El veren, beni bu yalnızlık dehlizinden çekecek olan yok mu? Hani bir arkadaş bir dost bir kardeş hayata aynı çerçeveden bakan. Hayatı beraberce anlayan, beraberce yaşanılası bir ömür bırakan canlar, cananlar.
Gören gözler ne kadar görür, duyan kulaklar ne kadar duyar. Bilmez ki yaşamayanlar, bilmez kimse derdimi çaresizliğimi. Bir dostun vicdanında ne kadar varım, bir arkadaşın bir kardeşin acaba. Hangi yerde bana vicdanından birkaç damla yaş verecek, nerede beni konuk edecek, bir dost ne zaman beni saracak, ne zaman bana umut olacak.
Bilinmez dehlizlerdeyim. Başım dik ama gözlerim yerde. Toprak kokulu bir evdeyim. Hayat bilgisi dersinden yeni çıkmışım. Daha on adım var resmiyetin dersine girmeye. Ne zaman yoğruldum hayatta, ne zaman girdim acaba. Bir ses bir ışık yok ki bir yerden. Duvarlar ağlamaz ki. Canım hep mum ışığının dibindedir ve öylece kimsesiz, habersiz erimektedir. Köy yolunun etrafındaki dikenler gibi hep kavgalıdır hayata, hep kavgalıdır yalnız bir yaşama. Beni hep terk eder, biçaresiz bırakır ortalarda. Kimse ne olduğunu ne olacağını bilemez bir dağ başında, çölde kimseden medet umulmaz Allah’tan başka.
Yokluklar alemindeyim. Yok oldum, bittim, tükendim. Ruhumun sabun köpüğü gibi kayıp gittiği zamanlara denk geldi her şey. Film şeridi gibi geçti gözümün önünden ömrüm. Vatanım bir film oldu bende. Ne yapılır ne edilir bilinmez. Bu gidiş nereye, bu başıbozukluk. Kimseden haber almadan kavgaya gitmekte neyin nesi oluyor. Nereye kadar bu sürgünlük söyle bana?
Gılgamış kardeşini gömdüğü vakit korkmuştu yalnızlıktan, biçarelikten. Kardeş gömmek ne acıdır. Sonun başlangıcına götürür insanı. Film şeridini en olmadık yerde en olmadık zamanda kopartır. Karanlıklara denk getirtir, karanlıkları sever bilir misin. Fitilsiz durmaz gözyaşları, hemencecik ateş alır, yanar, kül olur kimse görmeden. Yüreğin en derin yerinde acı,keder,hüzün ve kül bırakır. Yalnızlık bırakır gecenin geç saatlerine, sabahın seherine üzüntülü kaldırır. Seherde üzerine duvarlar çöker, seni sararlar, döverler, komaya sokarlar. Güneş yalnızlığına yeni kederler yeni üzüntüler düğümler. İlmikler atar vatanın kör barajlarına, vatanın kör barajlarında can havliyle mecburiyetten yüzdürür. Çiçeklere can verir kardeşlik adına, ağaçlara şarkı söylettirir. Çöllerde bedeviler nice develer gönderir. Çekip alır bir gece vakti yalnızlığın ellerinin arasından.

Artık tanıdın mı kadim dostumu? Arami’lerden beridir benim peşimde. Bazen kavgalı, dövüşlü ama her zaman yanımda olmuştur. Bana her zaman destek vermiştir. Annem olmuştur, babam kokmuştur ayın zamanda. Şimdi hatırladın mı, duydun mu sesinin yankısını. İşte ben buradayım silahşör adam, buradayım okyanusun sahipsiz yetimi gel de al beni…

Ünal Çağabey
Ünal Çagabey



DİĞER ESERLERİ

Tümünü Listele
Telif Hakkı Uyarısı:

Yalnızlık isimli eser Ünal Çagabey tarafından 2008-11-01 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir.
Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar hapis, cezanın paraya cevrilmesi durumunda, 150.000/300.000 TL ağır para cezasıdır.

 01.11.2008
 342
 0
 0
1 2 3 4 5
Bu Yazıyı Arkadaşına Öner    Yazdır    PDF Formatına Çevir
Yalnızlık isimli eser, için İlk yorumu siz yapın.
Yorum yazabilmeniz için Üye Girişinde bulununuz.
Sitemizde üyeliğiniz yoksa, üye olmak için tıklayın.