|
Beyaz bir kadın silebilir ancak içimin paslı demirlerini. Dövdüğüm ocaklarında korlar, alevler hep yalnızlık çeker. Bir tarafa her zaman meyillidirler. Kimse bilmez ne olacağını,ne biteceğini kimse tahmin edemez. Yol uzundur. Yol kasvetli, sisli. Yeryüzüne inmiştir bütün bulutlar. Heybetleriyle korkutmaktadır toprağın derisini. Toprağa başka bir dünyadan başka bir ruh getirmektedir kimsenin bilmediği. Kimsenin görmediği bir yola götürmektedir. Hiç kimse ama hiç kimse bilemez ne olacağını, ne biteceğini kimse tahmin edemez. Ancak beyaz bir kadın beni kurtarabilir. Kim bilir belki de içinde beyazlığın daha bitmediği bir kadın. Bir çocuk saflığında. Ürkek olmalı ceylanın suya gidişi gibi. Kollarının sıcaklığına dayanabilmeli yüreğinin lavlarına. Bir yol üstünde rastlamalıyım ona yada bir yolculuğun sonunda. Gidebileceğim bir yerin,gitmek istediğim bir yerin içinde olmalı hayatı. Benim içimde hep yaşayan bir yere götürmeliyim onu. Bir zindana,bir tarihin kör olmuş duvarlarına. Göstermeliyim ona her şeyi beni anlatan. İçimi derinden sarsan,yüreğimden beni koparıp alan nice dünyalar gördüm ve göstermeliyim bir çırpıda. İçimi açıp önce beyaz,apak bir kar sürmeliyim ve sonra kırmızı kandan oluşmuş başka bir kar. Gene ardından saf,temiz bir beyaz kar akmalı yüreğimin çeşmelerine. Serin sularını hissetmeliyim damarlarımda. İçmeliyim onları. İçmeliyim içimin derinliklerinde. Ve bir göl yapmalıyım o sudan. Altın,yakut,zümrüt ve nice eşsiz şaheser mücevheratla dibini süslemeliyim. Sonra bütün ceylanlarımı,bütün marallarımı bırakmalıyım suyun akışına. Suyun akışına en güzel elbiseleriyle gelen genç kızları bırakmalıyım her alemden. Her alemden en güzel hurileri cennet kapılarından alıp salmalıyım içimin derin düzlüklerine. Ve sonra bir tane kadın çıkmalı nereli olduğu belli olmayan. Beyaz bir kadın çıkmalı yüzünde hayatın bütün güzelliklerini taşıyan. Ceylanları,maralları görmeli dere boylarında,onlara rastlamalı ansızın. Onların peşine takılıp gelmeli hayatın bütün güzelliklerinin içinde olduğu,her şeyin içinde barındığı suyun kıyısına. Suyun bütün güzelliğini görmeli ama altınları,yakutları, zümrütleri fark etmemeli hiçbir zaman. Onlara takılmamalı gözleri. Suyu içmeli ve daha sonra yüzleşmeli acı gerçekle. Yavaş yavaş olmalı her şey. Zaman yavaşça bırakmalı yularını. Benden bir dilek istemeli içinde bir ben olan. İçinde beni taşıyan,bana kulak veren,yoksa bu ben miydim diyen bir ben olmalı kalbini bir köşesinde. Gecenin bir ıssızlığında ayın altında yudumlamalı bütün gerçekleri,bütün gerçeklere bir yıldızın kaymasında şahit olmalı ve bir dilek tutmalı sonra. Bir dilek tutmalı ışığı gören. Hep ışıkta yürümeyi adet edinmemiş fakat her zaman ışığı kuyruğundan yakalayan bir dilek tutmalı sonunda. Geceye ansızın dalmalı. Bir misafirliğe gider gibi ama aynı zamanda bir ev sahibi gibi olmalı. Yollar usulca bitmeli ses çıkarmadan en karanlık noktasından. En karanlık noktasında hep bir yer kalmalı oturacak, konuşacak bir yer olmalı aynı zamanda. Beyaz bir kadın olmalı aslında…
Beyaz bir kadın olmalı aslında içinde çocuk mahzunluğuyla. Gülücükler saçmalı etrafına gülen gözleriyle. Gülen yüreğine bir çift göz takmalı. Gözleri ışıldamalı cennetin kapılarının açılışı gibi. Cenneti hemen ortaya çıkarmalı.
Ünal Çagabey
|
|
DİĞER ESERLERİTümünü Listele |