ZİYARET


Sitede Şuan 0 Üye,
6 Ziyaretci bulunmaktadır.
Dün Tekil 73
Bugün Tekil 25
Toplam Tekil 50457
Toplam Çoğul 447076
Çevirimci üyeleri görmek için lütfen üye girişi yapınız.
Ünal Çagabey
Sitemizde, Şairimize ait 57 Şiir ve 34 Yazı bulunmaktadır.

"İnce Bir Rüzgar Esti ve Gitti" isimli eseri paylaşmak istermisiniz?
Åžiiri Listene Ekle

06 Ocak

2009

İnce Bir Rüzgar Esti ve Gitti

Ünal Çagabey
Hangi gündü bana gelişin. Senden ayrılışımın kaçıncı yıl dönümüydü. Ruhum cehennemin soysuz ateşlerinde yanmakta. Bilmem ki ne zaman çıkarsın. Yazları saçlarına lal edip papatyaları taçlarla mı yoksa kışları beyaz kristal taneleri gibi kır atlı göğün ak yelelerinden mi düşersin.
Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…..

Düş yukarıdan aşağı seni aradığım dar,mahzun ve bütün ilelebetini geçmişin ayak izlerinden alan sokaklara. Sanki ben varmışım gibi mavi kokulu baharın göz kapaklarıyla kendini kendine ram etmiş olan beyaz yeleli serin rüzgarların estiği savaş meydanlarına. Düş parmaklarının narin ucunda. Olmasam da orda, gelmesemde oraya, bil ey güzel dilber. Saçlarına taktığım rengin önemi yok berzah aleminde. Fakat gözlerinde ki yeşil nasıl götürdüyse kralları ceylanların en güzel av bahçelerine beni de öylece al ve götür sonsuz toprakların ebedi yaşam alanındaki silüeti bile tarifi imkansız olan lal parmaklıkların tatlı tebessümlerine.
Seni aramadığımı sanma sakın. Ruhumun derinliklerinde kıyılmamış ne kadar bakir orman varsa dokunulmamış ne kadar kevser suyu bulunuyorsa,doğmuş fakat daha batmamış ne kadar güneş günü mevcutsa işte o berzahta aradım kadim bilgeliğin olmayan ve olmuş gibi görünen bütün fukaralığıyla. Seni aradığımı düşünme şimdi.
Seni hep aradım. Seni hep sordum. Vuslatın sisli senelerine ve sancılı yıllarına. At sırtında nameler gönderdim kaf dağının arkasına. Sarı saçlı mavi gözlü bir çocuğun bahtını aradım irem’in Kevser bahçelerinde. Bazı zamanlar alamutun karanlık merdivenlerinden tırmanırken eski cennet bahçelerin hoş kokusu ruhumun kalbinden içeri girerde seni bütün renkleriyle gökkuşağının gözlerine hapsederdi. İşte o anlarda ben şaşırırdım. Sen mi bana gelirdin yoksa ben mi sana. Sen mi erken gelirdin yoksa ben mi geç kalırdım.
Yeşil gözlüm. Saçlarının rengini aldığın topraklar hala savaşın tutsağında. Aşil’in Hektor’un kardeşliğinde dünyanın yok oluşunu seyre dalarken yüreğimin son nefesiyle saçlarının uçuşunu bulmak isterdim o rıhtımda. Hani Aşil’i kardeşi Hektor’un üstüne amansızca saldığın ve Zeus’un bütün kinini ve öfkesini bir bereketin gücüyle yeryüzüne zamansızca saçtığı sonu belirsiz ama aynı zamanda sonlu soysuz rıhtıma.
O rıhtımı hatırlıyorum da içinde gözyaşlarının kadim damlalarından oluşan nice medeniyetin el örgüleri vardı. O medeniyetlerin ayak izlerinin arasından sana gelirken tarumar bir bahçenin kör edilmiş sağır,dilsiz, kabuk tutmuş meyvelerinin soysuzlaştığını gördüm.
Ey yeşil gözlü ve zamanın bütün tanrılarını nefislerinin kör kuyularındaki zindanlarda başlarını ezip biçare,kimsesiz ve peşmurde olarak peşinden sürükleyen tanrıça. Sen mi yeşildin yoksa ben mi? Sen mi yeşili çaldın yoksa ben mi sana aldandım?
Ey kardeşim Hektor’un yüreğini kardeşim Aşil’in kılıcına bir gelinin al yazması gibi takıp da sahilinde dolaştıran ve onu uzaktaki bir seyyahın gözleriyle süzen en güzel ama en çirkin, en temiz fakat en kirli, en iyi lakin en kötü lisanı ruh. Sana gelmediğimi zannediyorsun değil mi? Halbuki görmedin ki beni. Rıhtımda Aşil’in ellerinde sallanan o kılıç ben değil miydim? Kılıcın ucunda damla damla toprağın kalbine akan nehir ben değil miydim?
Seni ömrüm boyunca aradım. Bu gece yine ruhumun dar sokaklarında katır sırtında gecenin bütün kahrını çekerken nemrutun yurdunda nice edebin yerlerde dolaştığını gördüm. Cennetin maviş gözlerinde kırmızı kapılarının anahtarlarını ruhunun bahar aylarını saklamak için ararken aslında çoktan uçmuş olduklarını gördüm.
Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…..
Simurgun beyaz kanatlarında kaf dağının zirvesini gözlerinin perdesiyle sonsuz asanın bütün güzelliğinin verdiği güçle aşarken kaf dağına düşen beyaz kristallerin aslında ruhumdan sana armağan edilen gözyaşları olduğunu unutma.
Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â….

Sen mi yeşildin yoksa ben seni yeşil yaptım. Bilinmez bir dergahın kapısına yüz sürerken koyun postunda yaptığım ibadetin huşusuyla mı sana döndüm yoksa sen mi ak kanatlı pegasusun sırtındayken beni yeryüzünde görüp bana acıdın. Sen mi acıyı yeşil yaptın yoksa ben mi acının katmer damarlarına bal ekleyip çiçeğin tozuyla ruhunun salkımlarını süsleyip yüreğinin meyvelerini ebemkuşağının tek rengine çevirdim.
Baharları güneşin doğuşu gibi sonsuz bereketinle içimde ne kadar soysuz toprak varsa hepsinin üstüne doğup rengini kendine çalıyorsun. Sarı saçlı buğdaylarımın taneleri senin gözlerinden renklerini alıp adn cennetinin kıyısına koşarken selvi boylu delikanlıların telli duvaklı ellerinde yaza merhaba dediğini görüyorum…
Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…..
Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…Â…..
( Yazının belli bölümleri ve devamı yazardadır, gerisi yayımlanmayacaktır)
Ünal Çağabey
17/12/2008 Åž.urfa
"
Ünal Çagabey



DİĞER ESERLERİ

Tümünü Listele
Telif Hakkı Uyarısı:

İnce Bir Rüzgar Esti ve Gitti isimli eser Ünal Çagabey tarafından 2009-01-06 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir.
Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar hapis, cezanın paraya cevrilmesi durumunda, 150.000/300.000 TL ağır para cezasıdır.

 06.01.2009
 444
 0
 0
1 2 3 4 5
Bu Yazıyı Arkadaşına Öner    Yazdır    PDF Formatına Çevir
İnce Bir Rüzgar Esti ve Gitti isimli eser, için İlk yorumu siz yapın.
Yorum yazabilmeniz için Üye Girişinde bulununuz.
Sitemizde üyeliğiniz yoksa, üye olmak için tıklayın.