Felek taktı şişine dağıldı yumağım
Akamet mutfağında şaşkın yamağım
Kader yatağında yorgun ırmağım
Yedi deniz ötesine akar giderim
Gülmedi bunca yıl şu bahtıma kırgınım
Tuzak düşman işi ben dostuma dargınım
Etle tırnak gibiyiz biz derde sargınım
Izdırabı koluma takar giderim
Öz ağlamayınca gözler ıslanmaz
Çileyle bileylenen kılıç paslanmaz
Beden eskise de gönül uslanmaz
Başımı dertten derde sokar giderim
Hoyrat rüzgârlara açtım yanan bağrımı
Coşkun sulara fısıldarım vuslat çağrımı
Yâd el nasıl dindirsin gönül ağrımı
“ Gitme “ lere kulak tıkar giderim
Volkan gibi içten içe yanarım sönmem
Alıştım çiftesine elem atından inmem
Hüküm kesin çıktım yola geriye dönmem
Uzak ufuklara selam çakar giderim
Hep sılaya karşı gurbetleri kayıran
Bir umut yeşerse kara haber duyuran
Canı candan beni senden ayıran
Hasretlere kurşun sıkar giderim
Bir murâd almadım kaldı özümde
Ne fer ne yaş kaldı kara gözümde
Zannetme sitemim yalnız sözümde
Bütün köprüleri yıkar giderim
Kurutsa da poyraz bu diyarda bağımı
Yaklaştıkça yücelen umut dağı mı
Koparıp buralarla olan bağımı
Son azığımla yola çıkar giderim
Hep bize mi bu alemin terse dönüşü
Gülzâr içinde bana diken sunuşu
Talih kuşunun başıma yok mu konuşu
Bu dermansız ilden bıkar giderim
Mevlâm bana da verir gönül yârımı
O dindirir belki bütün âh-u zârımı
Bırakıp buralarda tümden vârımı
Arkama son bir kez bakar giderim
Aksamasın işler yokluğum sezilmesin
Kederli gözlerden yaş süzülmesin
Geride kalanlar sakın ha üzülmesin
Şu yalan dünyadan çeker giderim
Ateşlere atsa da gönül aşka darılmaz
Aşık olan kişi dert çekmekle yorulmaz
Bildim işin doğrusun var’a var’la varılmaz
Şu hîlekâr nefsi dahi yakar giderim
Gardaşıma bir türkü yakar giderim
(Kütahya-20.02.2000)
İsmail Bozdemir
|