Bir Özlem Şarkısıdır Hayat |
Özlemleri bitirirken, başlatır hasreti Doğa Ana
Yaralı dudaklardan sevdalı nehirler dökülür, çatlamış topraklara.
Sayılı günün içinden, son nefesin harcanışlarıdır yaşanan
ki gün ağarmadan uyanmış denizler, güneş bekleniyor kıpırtısız.
Bozkırların soğuk ve yalnızlığı üşütür usumdaki sevdayı
İçimdeki özgürlük kuşları sığınak arıyor fırtınalı denizlerde,
Karardı gökyüzü, şimşekler çakıyor
Sesimde bıçak izi evren kızgın güneşin hışmına uğramış
Emek yağmasında istilacının,
Oysa gözyaşlarıyla ıslanırken gülümsüyor ayçiçekleri,
Eylem düzenliyor yüreğim pankart açmış karanlıklara…
Sokak şairlerinin okuduğu şiirler çarparak geçiyor kulaklarıma
Güneşin sevgiyle büyüttüğü çiçeklerdir,
Yosun kokulu sahil yollarında yürüyen insanlar
Unutma ey hayat / çıplak kayalıklarında sabahlayan gönül sevdalarımı
Bütün sevinçlerimi getirdim sana ılık gözyaşlarımla.
Kurumuş dudaklarımı ıslatan sular gibi dökülür,
Yaşadığım kıyılardan içime memleket hasreti,
Bardaktan boşalırcasına nisan yağıyor gözlerimde
Ki, yağmur toprağa kavuşurken ne güzeldir
İzlemek dalların suyu damlatışını…
Eğilir gül dalı yağmurlara, silinir hayata kırgınlığım
Sen doğanın bedendeki yansıması gibisin ey gök!
Denizler geçiyor içimden sonsuz mavilere dalga dalga
Atlas ipek gibi her güzelliği görebiliyorum ufka uzanan…
Yüreğimi avuçlarcasına uzatıyorsun,
Gün bakışlı gülüşünle gözlerini gözlerime,
Doğa gibi anaç, ana gibi sevecen.
Ey hayat; izliyor olmak güzel bir kuytu pencerede her şeyi
Gündüzümde güneş, gecelerimde ay gibi parlarsın ey evren
Yıldızların başımı döndürür saman yolu güzelliğinde
Ki yarına yaşanası gün yüzünü açmalı güneş
MavileÅŸmeli deniz
Dalgalar okşamalı sahili usulca.
Suskundu, emeği yok sayılan insan,
Dalgalar emekçinin yüzünün ağardığı yere vurur kendini
Sahillerde bahar şiirleri dillenir, martıların sessizliğinde
Belli ki ölen çocukların yasında, doğa ve deniz…
Åžimdiyse, yitirdiklerimizden arta kalan baharlarda umudumuz var hala,
Direncini yüreğine umut köprüsü yapan emekçiler
Çeliğin kızılında yatırırlar örse, yüreklerini de
Başlarlar göğsüne tutsak ettikleri umudu yumruklamaya
Ki, dolu vurmazsa, belki yarına açar çiçeklerini hayat…
Ter kokusu karışmalı, yosun kokusuna ki;
Açlığa mahkûm olmasın gelen günler.
Şimdi doğanın katledildiği zamana yeniktir,
Can suyu arayan çökük gözlü bedenler.
Sonradan duyarım sevdanın buğusunda yanar olduğunu
İçimde bir yosun parçası kımıldanır,
Kor ateşlerde gezinerek, büyür özlem…
Özlem rüzgârları alır götürür beni gece vakti ışıldayan şehirlere,
Rüzgârın söylediği şarkılar, yapışır özlem acısı yüreklere
Ki üzerime çiseleyen yağmur damlacıklarında saklı gizli iç sızım,
Kıyıyı tokatlayan dalgalarınla yüreğimi kırbaçlayan sendin
Uyandırmadan beni, uzanmıştım sonsuzluğuna renkli düşlerin,
Bir türkü tutturup dönerken yorgun balıkçılar,
Gün kızılı akşamlarda sığınaklarına,
Dilimden notası yarım kalmış ezgiler dökülür mavi sularına
Hani ormanın yeşilinde demlenirken hayat
Denizin insanı deli eden maviliği var ya?
Öylesine bulut olur, yağarım özgürlük düşlerime.
Ümidin hasretine dokundurmak için dudaklarımı…
Bir özlem şarkısıdır hayat;
Günden yarına umut devrederek büyüttüm bu sevdayı
Varsay ki, gümüş işlemeli güneş, yarın senin için doğacak.
Umut yeniden filizlenecek, bebeklerin ilk ağlayışlarında…
Emekçi ellerin eklenmeli ellerime ki, deniz dediğin, deniz gibi olmalı,
Sürmeliyiz motorları, yeniden yaşanası maviliklere…
Abdullah Oral